Nedir.Org *
Sponsorlu Bağlantılar
Zeus

Panik atak Nedir

Sponsorlu Bağlantılar

Resim Ekle Dosya Ekle Video Ekle Soru Sor Bilgi Ekle
Panik atak, Depresyon
Panik atak bir tür anksiyete (kaygı, korku, endişe karışımı bir duygu durumu)bozukluğudur. Yaşam sürecinde yaşanan kayıplar, travmatik yaşantılar, hatalı bilişsel kodlamalar sonucunda gelişir. Panik-Atak hastaları ilerleyen süreçte mutlaka fizyolojik bir hastalıkları olduğuna inanırlar ve doktor doktor dolaşırlar. Yapılan tahlillere ve çekilen filmlere de inanmayarak fizyolojik bir rahatsızlıkları olduğu ancak bunu hiç bir doktorun tespit edemediği düşüncesini sürdürürler. Bir kaç kez acil servise taşınırlar. Yaşadıkları fizyolojik belirtiler (semptomlar) o kadar yoğundur ki kimseye dertlerini anlatamamaktan yakınırlar. O anda bayılacakmış ya da ölecekmiş hissine kapılırlar. Yakınlarından birisine bir zarar gelecek endişesi yaşarlar. Bu his fiziksel semptomları ve atağı harekete geçirir. Hasta bir süre sonra atak geçireceği korkusuyla açık alanlarda bulunmaktan korkmaya başlar ve agorafobi (açık alan korkusu) geliştirebilir. Tüm bunların altında yatan hatalı bilişsel kodlamalardır ki biz bunlara olumsuz otomatik düşünceler ve disfonksiyonel sayıltılar deriz. Bunların çözümlenebilmesi için en etkili yol BİLİŞSEL-DAVRANIŞÇI TERAPİdir. İlaç tedavisi sadece hastanın rahatsızlık düzeyini hafifletir. Hastalığın kaynağını kurutmaz. Yani bataklığın üzerine örtü örtmek gibidir. Bataklığı görmezsiniz ancak örtünün altında sizi rahatsız etmeye devam eder. Bu rahatsızlık ömür boyu ilaç kullanmayı asla gerektirmez.

Panik Atak Nedir ?

Panik atak en kısa ve öz tabiri ile ani olarak ortaya çıkan endişe - kaygı nöbetidir. Bu endişe ve kaygı nöbeti kişinin vücudunda bazı fiziksel belirtilerle kendini gösterir, bu yüzden de çoğu zaman kişide yoğun bir korku ve rahatsızlık duygusu yaratır. Bu yoğun korku duygusu içinde kişi, çok kötü birşey olacağını, onun için sonun geldiğini, öleceğini veya kalp krizi geçireceğini düşünür. Bu şekilde yoğun bir korku içinde olan kişi doğal olarak o ortamdan kaçmak, uzaklaşmak ister, yardım alabileceği bir sağlık kuruluşuna gitmek ister. Çoğu zaman gidilen bir hastanede veya acil serviste herhangi bir girişimde bulunmaksızın bu belirtiler geçer ve kişi kendini iyi hisseder.

Panik nöbeti sırasında aşağıdaki belirtiler görülebilir. Bu belirtilerden dört tanesinin görülmesi çoğu zaman yeterli olur. Genel olarak kişiler nöbetler sırasında bu belirtilerde 7-10 arası belirti yaşamaktadırlar.

1 - Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama
2 - Terleme
3 - Titreme ya da sarsılma
4 - Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma
5 - Soluğun kesilmesi
6 - Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı duyma
7 - Bulantı ya da karın ağrısı
8 - Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma
9 - Derealizasyon ya da Depersonalizasyon (Dış dünya yada kendisi gerçekliğini kaybetmiş gibi hissetme).
10- Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu
11- Ölüm korkusu
12- Uyuşma ve karıncalanma duygusu
13- �şüme ürperme ve ateş basması

Panik Atak Türleri

Atağın başlaması ile tetikleyici durumların olup olmadığı arasındaki değişik ilişkilere göre panik atağının üç özgül türü tanımlanır:

1) Beklenmedik Panik Ataklar: Panik atağının başlamasını tetikleyen bir durum yoktur ( birden, kendiliğinden ortaya çıkar) .


2) Duruma Bağlı Panik Ataklar: Panik atağın başlamasını tetikleyen bir durum vardır ya da tetikleyen böyle bir durum olacağı beklentisiyle panik atak ortaya çıkar
( örn. Bir köpek görmek her zaman panik atağının ortaya çıkmasına neden olur ).


3) Durumsal Yatkınlık Gösteren Panik Ataklar: Daha çok tetikleyen bir durum olmasıyla ortaya çıkar, ancak her zaman böyle tetikleyen bir durumun olması gerekmediği gibi bu panik ataklarının bu atakları tetikleyen durumla karşılaşmadan hemen sonra ortaya çıkması da gerekmez ( örn. Ataklar daha çok araba sürerken ortaya çıkmaktadır, ancak kişinin araba sürdüğü ve bir panik atağının olmadığı zamanlar da vardır, panik atağının yarım saat araba kullandıktan sonra ortaya çıktığı zamanlar da vardır.)

Panik Atak ve İlaç Tedavisi

Tedavide ilk yaptığımız şey panik atağın ne olduğunu hastamıza anlatmaktır. Panik atak tedavisi iki bacak üzerine oturur. Bunlardan biri ilaç tedavisi ikincisi psikoterapidir. Psikoterapide kişi panik atağı kendi kendisine durdurmayı öğrenir. Bunun için de mekanizmasını anlaması gerekir. Psikiyatrist panik atağı nasıl durduracağıyla ilgili tetkikleri öğretir, bunları uygulamaya koyar, sonra da denemeler yapmasını ister ve bunların sonunda hastanın sonuca ulaşması sağlanır. Yani kişi kendi kendine yardım etmesini öğrenir.


Bunun yanında da ilaçla tedavi yapılır. Burada kullanılan ilaçlar antidepresanlardır. Çok uzun olmamak kaydıyla da tedaviye yeşil reçeteyle satılan bazı ilaçlar daha eklenebilir. Halk arasında çok yanlış bir inanış vardır. "Panik atak tedavi edilmez" diye düşünülür. Oysa panik atağın tedavisi vardır.


Tedavide başarı yüzde 90'ın üzerindedir. Ancak bunun için psikoterapi ve ilaç tedavisinin doğru olarak uygulanması gerekir. Sadece ilaç tedavisi uygulandığında panik atağın tekrarladığı görülür. O zaman hastalar "İlaca rağmen panik atak yine başladı ve ben başa dönüyorum" diye daha büyük bir paniğe kapılırlar. Hastalar psikoterapi seanslarında panik atağı durdurmayı öğrenmedikleri, nasıl baş edebileceklerini bilmedikleri için panik atağın tekrarlama riski vardır. Bu nedenle ilaç tedavisi ve terapi birlikte yürütülmelidir.


İlaç nasıl bir mekanizmada işliyor?


Beyinde iletiyi sağlayan bazı maddeler vardır. Bunlar bizim sağlıklı düşünmemizi, duygu durumumuzu düzenleyen maddelerdir. Bu maddelerin sinirler arasındaki geçiş yerlerindeki seviyeleri çok önemlidir. Bunlar halk arasında tanınan seratonin gibi maddelerdir.
Stresle birlikte seratonin seviyesi olması gerektiğinden daha düşük bir düzeye iner. Bu ilaçlar o seviyeyi olması gereken yere çıkarır.
Olayı bir maratoncu örneğiyle açıklayabiliriz. Bir maratoncu koşar, koşu sonrasında su ve tuz kaybeder, yorulur. O maratoncunun tekrar gücüne ulaşması dinlenerek de mümkündür ama su ve tuzu da yerine koyduğunda daha kolay olur. Panik atak hastasında da durum aynıdır. Hem panik atak öncesinde gündelik hayatında yaşadığı bir stres vardır. Hem de panik atağın getirdiği bir stres vardır. Dolayısıyla seratonin seviyesinde azalma olmuştur. İlaçlar bu seviyeyi olması gereken yere çıkarır.


İlaç ne kadar kullanılmalıdır?


İlaçların çoğu iki-üç hafta sonra gerçek etkilerini gösterir. Bu süreden erken dönemde de etkisini gösterebilir, ama üç haftanın sonunda gerçek etki ortaya çıkar. "Bu ilaç etkili ya da etkili değil, başka bir ilaca geçilmesi gerek" kararı için ilacın bir ay kullanılması şarttır. Kişi uzun süre aynı ilacı kullanıyor ve panik atağı geçmiyorsa ilacı değiştirmek ya da dozunu ayarlamak gerekir. İlaç tedavisi başarılı olduğunda da hemen bırakılmamalıdır. "Ben iyileştim panik atak artık olmuyor" diye ilacı bırakmak büyük bir hata olur. Hasta ilaç etki ediyor diye düzelmiştir ve ilacı bıraktığında panik atak yine ortaya çıkar.


Yan etkileri var mı?


İlaçların gruplarına göre birtakım yan etkileri vardır. Mesela seratonin mekanizmasına etki eden antidepresanlarda hafif bulantı olabilir. Akşam alındığında uykusuzluk, kasılmalar olabilir. Ama yeni ilaçların yan etkileri çok daha azdır. Bunlar bağımlılık yapmazlar ama kesilmesi sırasında bazı belirtiler gösterebilirler. Birden kesildiği zaman çeşitli oranlarda huzursuzluk ve endişe görülür.
Bunlar hekim tavsiyesi üzerine kademeli olarak azaltılarak kesilmelidir. Bir de yeşil reçeteyle alınan ilaçlar vardır ki bunlar bağımlılık yapar. Bu nedenle bu tür ilaçları belirli bir süreden fazla kullanmamak lazım. Birçok kişi panik atağı geçtiğinde bu kez de ilaçları bırakmak için başka bir tedavi görmek zorunda kalır.

Panik Atak Hastaların Düşünce ve Davranış Özellikleri

Panik bozukluğu; sosyal ve mesleksel işlevsellikte ciddi sorunlara yol açan, panik atakları, beklenti gerginliği, fobik kaçınma, yeti yitimi ve sağlık konusunda endişe gibi bileşenleri olan gerileme ve yinelemelerle giden bir hastalıktır.
Bu bozukluğun temel özelliği ani korku dönemleri şeklinde ortaya çıkan, bedensel belirtilerle karakterize, yineleyici ve beklenmeyen panik ataklarıdır. Panik bozukluğu tanısı konulabilmesi için hastanın en az iki "beklenmedik panik atağı" bulunması gerekir. Kendiliğinden panik atağı, tanı için olmazsa olmaz ön koşuldur. Panik atağında sempatik ve parasempatik uyarılmaya ait bedensel belirtiler birkaç dakika içinde hızla ortaya çıkarak kişiye şiddetli bir korku, genellikle de ölüm korkusu yaşatmaktadır. Diğer özellikleri agorafobi (kapalı alan korkusu) ve beklenti anksiyetesidir.


Agorafobi: Panik atağının ya da panik benzeri belirtilerin çıkması halinde kişinin yardım alamayacağı ya da kaçıp kurtulmanın zor olacağı yer ve durumlarda bulunmaktan anksiyete duyma şeklinde tanımlanır. Agorafobi çoğu kez panik bozukluğuna ikincil olarak gelişir. Ancak panik bozukluk öyküsü olmadan da agorafobi görülebilir. Kişi bu durum ve yerlerden mümkün olduğunca kaçınmaktadır. Agorafobik kaçınma çok sayıda yer ve durumu içerir. Bunlar içinde toplu taşım araçları (otobüs, metro, uçak, tren, gemi vb), kalabalık ortamlar (süpermarket, sinema, pazar yeri, stadyum vb), kuyrukta beklemek, kapalı yerler (asansör vb), sokakta yürümek, evden uzağa gitmek, evde tek başına kalmak, alanlar (tarla, geniş cadde), yüksek yerler, köprüler yer alır. Agorafobi işe gitmede, ev işlerini yapmada, sosyal ilişkilerini sürdürmede zorluklar yaratarak toplumsal ve mesleki işlevsellikte bozulmaya yol açar. Ağır agorafobikler tek başına evden çıkamadığı için giderek başkasına bağımlı hale gelirler.

Beklenti Anksiyetesi: Panik atağı geçiren kişiler o ürkütücü anı yeniden yaşamak istemezler. Birkaç atak sonrası ile beklenti anksiyetesi yani yeni bir atak geçirme beklentisi ve korkusu gelişir. Beklenti anksiyetesinin üç öğesi vardır: 1. Bir panik atağı geçirmekle ilgili olan huzursuz edici ve endişeli, yoğun düşünce uğraşları, 2. Yine atak olacak ve bu tehlike yaratacak inancı ve beklentisi, 3. Korkuyla oluşan bedensel duyumlardan korkmak. Hastalar bir süre sonra ataklara ve ataklar sırasında gerçekleşeceğine inandıkları felaketlere karşı önlemler almaya ve kimi davranışları değiştirmeye başlarlar.

Panik bozukluğunda ataklara karşı alınan önlemler:

1- İşe gitmemek, evden çıkmamak
2- Ev işi, spor, gezi, yürüyüş, cinsel ilişki gibi efor gerektiren etkinliklerden vazgeçmek
3- Atak sırasında bayılma, ölme ve fenalaşma halinde olacakları için önlem almak: etek yerine pantolon giyme (bacakları görünmesin diye), yanında fazla para bulundurmama, takı takmama (çalınmasın diye)
4- Ataklara neden olduğuna inandıkları şeyleri yiyip içmemek (çay, kahve, kola, sigara, bazı yemekler)
5- Atakları önlemek için gereğinden fazla yemek yemek
6- Evden çıkarken alkol, madde, ilaç kullanmak
7- Atakları önleyeceğini düşündükleri şeyleri yanında taşımak (su, alkol, ilaç, bisküvi, şeker, kolonya)
8- Atak sırasında gerekli olabileceğini düşündükleri şeyleri yanında taşımak (kendi evinin, eşinin adres ve telefonları, doktorunun adres ve telefonu)
9- Atak sırasında yardım alabilmek için; bütün günü hastane bahçesinde geçirmek, güzergahını hekim, acil servis, eczane bulunan yerlerden seçmek
10- Kontrol kaybı ve çıldırmaya karşı; evdeki bıçakları kilit altında tutmak, çocuklarından uzak durmak, balkon kapısını, dış kapıyı kilitli tutmak, olası intihar kaynağı olabilecek ilaç, çamaşır suyu vb malzemeyi kilit altında tutmak

Panik atak Resimleri

Panik atak Sunumları

Panik atak Soru & Cevap

Bu yazı hakkında ilk soru soran sen ol..

Panik atak Ek Bilgileri

Bu yazıya sende yeni bilgi ekleyerek gelişmesine yardımcı olabilirsin..

Sponsorlu Bağlantılar
Yazı İşlemleri
İlgili Yazılar
Sen de Ekle

Sende, bu sayfaya

içerik ekleyerek

katkıda bulunabilirsin.

(Resim, sunum, video, soru, yorum ekle..)

Bir şey Unutmadın mı ?

Bizi sonra tekrar bulmak için sitemizi aşağıdan beğenmelisin